İrfansal Aktiviteler.

Sonra İrfan çıktı,geldi.Biraz kederli,biraz mahçup,biraz yakışıklıydı.İrfan hep birazdı.Az İrfan diyorduk ona.Az konuşurdu,az gülerdi.Konuşmaya başladı.Belli ki canı az sıkkındı.

-Abi beni anlamıyor.
-Kim anlamıyor İrfan?
-Rakı var mı abi?
-Oğlum saat sabahın dokuzu,noldu?
-Az içicem abi.
-Tamam
-Abi rakı var mı?
-İrfan bana abi demeyi bırak
-Neden abi?
-Benden 2 yaş büyüksün İrfan
-Şaka mı bu? 
-Ne şakası İrfan,büyüksün lan işte.
-Rakı bitmiş diyorum,o zaman sen bana abi de.
-Tamam İrfan abi,noldu anlat.
-Bizim oğlana gel babaya diyorum,beni anlamıyor.
-İrfan çocuk daha 7 aylık,nasıl gelsin?
-Gelmesi önemli değil,beni anlamıyor,sen de anlamıyorsun.
-İrfan siktir git.
-Niye öyle dedin abi?
-Abine koyayım,oğlum abi deme lan bana.
-Kahve var mı abi?
-Var sokağın bitiminde,solda.
-Kovuyor musun beni?
-İrfan bitirmem gereken yazılar var.
-Cevap ver bana,kovuyor musun?
-Kovmuyorum İrfan,işim olduğunu söylüyorum.
-Nazikçe kovuyorsun yani.
-Şimdi nazikçe senin ananı avradını gelmişini geçmişini
-Abi dur.
-İrfan sokucam ama,ulan abi deme bana
-Adını söyle o zaman abi.
-Yuh İrfan.
-Peki abi.

3 notes, March 27, 2012

(Source: fitillikadife)

Reblogged from bogotiogledalo-deactivated20120, 12 notes, March 23, 2012

Fotograf çekilmek,bazen güzeldir.Bazen de değildir.Ama bazen,bazendir.

Fotograf çekilmek,bazen güzeldir.Bazen de değildir.Ama bazen,bazendir.

1 note, March 4, 2012

Suzan aranıyor

Suzan güzel bir kadın,elinde çantası var
Bin tane yarası var,her an gitmeye hazır.
Her an gitmeye hazır,bir tane çantası var.
Az gelir her yolculuk,önce döner sonra gider.
Suzan içli bir kadın,görünce yüzüm düşer
Belinde çift gamzesiyle,bir sıkımlık canı var.
Ah ölesi gelmiş,vuranı çok,yıkanı tek.
Suzan izini belli et bir düşümlük canım var.
Suzan düşünü belli et,bir vakitlik uykum var.
Kadehi sol elinde,tek tabanca bir kadın
Tetikte hep dudağı,öpüşüyle katleder.
Üstüne basar gider,Suzan kal-leş bir kadın
Suzan kime gücendin,bir öfkeni belli et.
Gümüş sözün paslanır,altından mı sükutun.
Allahtan yoksun Suzan,ya gerçekten olsaydın?

                                                    B.Avcı


 

5 notes, March 1, 2012

Kerem olmayandan Aslıya

Aslı,bir dur,bir dinlen,“kumandalar tozlansın.”
Ben bu yarım aklımla Kerem falan değilim.
Olsa olsa “Ker” olurum onun da “Belası” var.
Bir Arap çarşafına bir ömür dik sarılsın
Tütün dediğin nazlı kız damar damar ayrılır.
Uyanmaya  sebep ver,ayılmak uzun savaş.
Çıkrığı paslı bir kuyuda yıkanırsa üzümler.
O zaman sen bir şarabın en beklemiş yerisin.
O zaman tüm testiler çamur ile karılsın.
“Kerem et,aklından çıkarma beni.” diyor çingene
Aslı bir dur,bir dinlen.Kafa tasın dağılsın.
Sen güzel bir annesin,tüm anneler vurulsun.
Ah bu bir karmaşa,tüm ninniler küfürlü.
Bunlar hassas konular,boş-ver mezar kazalım!
Ben şiir yazamam,tüm atları vurdunuz.
“L” çiziyordu hepsi,şair değil jokeyim.
Mezar kazalım dedim,atları da gömeriz.
Kalbimizi gömeriz,o da kızıl bir attır.
Liriklikten yoruldum,epik olalım biraz.
Jokeylikten usandım,şair olalım hadi.
Aslı bir dur bir dinlen,boş odada yankılan.
O zaman sen bir sessin,muhtemelen çatlaksın.
Bu bin hıçkırık eder,üşenmeden sayarım.
Bilirsin ki sesler çarpışarak yok olur.
Çarpışarak yok olan her şeyi çok sevesin.
Jilet güzel kelime bu şiir de yeri yok.
Olsa olsa traş olur en sık yerinden hayat.
Ah gülesim gelir,dudaklarım pek kalın.
Yok,ölesim gelir bırakma dudak payı.
En azından ölürken yerlere dökülelim.
Aslı bir dur bir dinlen,bu şiir burda biter.
Bir söz böyle tutulur,Kerem falan değilim.
Olsa olsa “Ker” olurum onun da “Belası” var.
Hüzne yer yok bu öğlen,iyisi mi gülelim.
                                               
                                             B.Avcı

 

3 notes, February 28, 2012

kafalardacicekleracmis:

Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle, okullarınızla, iş yerlerinizle, özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olunmayacak bir insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım. Şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otobüs ya da tren istasyonuna, hangi havaalanı ya da hangi limana doğru gideceğimi bilmediğim bu sabahta, iyi, başarılı, düzenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum.Tezer Özlü

kafalardacicekleracmis:

Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle, okullarınızla, iş yerlerinizle, özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olunmayacak bir insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım. Şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otobüs ya da tren istasyonuna, hangi havaalanı ya da hangi limana doğru gideceğimi bilmediğim bu sabahta, iyi, başarılı, düzenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum.

Tezer Özlü

Reblogged from havyarsiz, 75 notes, February 24, 2012

Kara-batak

Bembeyaz bir şehri kim bırakıp geri döner
Bir leylek belki,
Belki bir karabatak.
Karabatak olsam bile
Kara-batasım gelir.
Dönemem.
                           N.B.AVCI

3 notes, January 25, 2012

Yalnızlık en çok bir kız çocuğuna yakıştı bugün.

Madem uzun zamandır yazı yazamıyorum,ben de oturup başımdan geçen bir olayı yazayım diyorum.Yeni bir dünya yaratmak yerine,hazırda yaratılmış bir dünyayı yazayım diyorum,belki çözülür dilimin pası.

Bu yaz Eskişehirde evimin tam karşısındaki inşaat halinde,yarı yapılmış bir binaya bir aile taşındı.Aile umrumda değil,temelde aile kurumuna karşıyım.Ama 5 yaşından fazla göstermeyen bir kız çocukları vardı,böyle durumlarda aileyi değil ama o fotoğrafı sevdiğimi farkediyorum.Neyse gözlemlemeye başladım ufaklığı.Bir yandan da arkadaşsızlığına üzülüyordum,garip bir yalnızlığı vardı,umrunda olmayan bir yalnızlık.Benim hiç de yalnız geçmeyen çocukluğumla kıyasladığımda adaletsizliğe sövdüm.5 yaşındaki bir kızın evcilik oynamaya ihtiyacı vardır ki aile kurumunu o yaşta beynine kazıyabilsin,kazıyabilsin ki mutsuz bir evlilik yapıp mutsuz çocuklar dünyaya getirsin ve plastik çay fincanlarıyla gelecek misafirler beklesin pencere önlerinde.Neyse,nerde kalmıştık?Ufaklık ilk önce kapı önündeki yığılmış kumu keşfetti ve günde en az bin kere kovasına kum doldurup bir yerlere benim göremediğim penceremin kadrajına sığmayan  yerlere taşıdı.İzlemek keyifli olduğu kadar can sıkıcıydı,ama benim inatçılığım bunun üstesinden geldi,nereye varacaktı işin sonu ben onu merak ediyordum.Aylar geçti ordaki kumlar azaldı,hala bir sonuç göremiyordum,kısıtlı pencere kadrajımdan.Sonra mevsim değişti kızın hala hiç arkadaşı yoktu.Bu sefer mutfağın penceresinden görünen parkta belirdi ufaklık.Dökülen yaprakları dolduruyordu bu kez de kovasına.Gülümsedim içimden.Yalnızlıkla ve doğayla o yaşta baş edebilen bir insanın hayatı boyunca mutsuz olması imkansızdı.Sonra biraz daha zaman geçti,kış geldi ,havalar bozdu kız ortalıkta görünmez oldu ta ki bugüne kadar.Az önce sigara almak için dışarı çıktığımda bastıran karın içinde hala ufacık bedenli bir kız kovasına kar dolduruyordu,yalnızlık hayatın bir getirisi değil de kendi seçimiymiş gibi.Yaklaşmadım yanına.”Bembeyaz bir yalnızlığı olmalı olan,kirletilemeyecek bir yalnızlık.”

10 notes, January 24, 2012

Çünkülerden bir çünkü

Çünkü bazı çiçeklerin katilleri saksılarıdır.Vurgundur cürmüne bile bile.

3 notes, January 15, 2012

“Gün doğmadan,deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola”

Kelimelerin,yalnızca kelimelerin güzel olduğu bir dünyada,tüm hesaplarını kapatmışsan,tüm alışverişlerini tamamlamışsan bir de güzelsen hala,güzel bir şeyler kalabilmişse içinde,durmak niye?Hayır hümanizm değil bu.Dünyanın hala güzel olmadığını biliyorum.Güzelleştirmek çok zor,ben bir su kenarından usul usul yürümek,bir nehir yatağında yıkanmak istiyorum hem de iki kere felsefeye inat.

Ağları silkeledikçe,deniz gelecek eline pul pul,ruhları sustuğu vakit martıların”


Balık da tutarım belki,sonra dalıp suya tüm balıklardan özür dilerim,ben zaten hep özür dilerim.Sonra geniş yapraklı,taç yapraklı yapraklarla kurulanırım ağaçlardan kopartıp.Sonra ağaçlardan da özür dilerim.Beni bağışlarlar belki,belki doğa da küser bana.İnsanların birbirlerini affedebildiği bir dünya düşlerim,çimlere uzanıp gül rengi şarap içerim,sonra gülden de özür dilerim,karaböcekten de.

Birden bir kıyamettir kopacak ufuklarda”


Sonra affetmez doğa beni,bir yerlerde hayat devam ederken sadece benim bulunduğum karaparçasında kıyamet kopar.Tüm arılar üstüme uçuşur,tüm iğne yapraklı çamlar üstüme devrilir,sahneye buz devrindeki mamut çıkar bu kez daha sevimsiz,sahne de dağılır sonra bozkır olur bana o koca dünya,çok canım yanar belki.Belki sonra özür dilerler gülüşürüz.Affederim onları,arılar en güzel balını bana yapar,ben de nezaketten değil yürekten,gerçekten götünüze sağlık derim.

“Hey ne duruyorsun be!At kendini denize geride bekleyenin varmış aldırma”


Herkes bir yerlere gitsin işte.Kavimler göçünün öcünü alalım toplanıp.Herkes ayrı yerlere gitsin,vedalaşalım.Bir su boyunda buluşalım sonra.Yeniden suya karışalım.Kentlerimizi denizlere kuralım.Belki böylece gerçekten,”denizlere çıkar sokaklar.”Belki böylece gerçekten tüm insanlığı affederim.Gittim ben.

                                                                               İstanbul 2011

1 note, November 9, 2011